Yazdığım yazılar bir yere ulaşacak mı bilmeden, içimden geldiği gibi yazıyorum bi süredir. Sadece rahatlamak, o anki duygularımı dışa vurmak için yazıyorum. Biraz bencilce, ama ben kendimi düşünmezsem kimse düşünmüyor bunu gördüm. Bu seferki yazma ilhamımı veren kişinin yaşadığım durumda etkisi var suçu yok pek. Ama bu durumu daha da kötü yapıyor. Çünkü öfkelenemiyorum karşımdakine, nefret edemiyorum, sevgiden başka bir duygu besleyemiyorum. Baştan beni uyarmış, her zaman bana açık olmuş bir kişi olmasa ondan nefret edeceğim ve iyileşme döngümü tamamlayacağım ama durum farklı. Evet yine çok sevdim birini, ve yine hayal kırıklığına uğradım. Bu sefer olacağına çok inanmıştım çünkü herşey kendiliğinden gerçekleşti bir süre. Ben sadece içimdekileri söyledim ve karşılığında bana el uzatan biri oldu. Ama elini uzatırken daha sonra çekeceğini de bana hissettiren bir hali vardı. Değişeceğine inandım, kendime güvendim, ama olay benden bağımsız ilerledi işte. Acı çeken, yaralı, hissizleşmiş bir...
Olmuyo, ne yaparsam yapayım olmuyo. Ne seni unutabiliyorum, ne yerine birini koyabiliyorum. Sanki zaten olmaması gerekiyomuş gibi herşey ters gidiyo zaten. Hayatımda ilk defa içip içip ağlıyorum, gözümü kapatsam sen, kulaklarımda senin sesin, gözlerimden akan yaşlarla bile atamıyorum acımı. Doğum gününde yanında olamadım bile, gel desen herşeyi bırakır gelirdim, hala gelirim. Sen kal desen kalırdım, son dkya kadar bırakamadım ki zaten seni, otobüste ağlamaya başladım, o boşluk çok fazla geldi. Bazı insanlar yanında olsa bile varlıklarını hissetmezsin halbuki, senin ruhun o 3 günde varlığını hissettirmiş bana. Bu öyle bi his ki kendim bile açıklayamıyorum. Kimseyi inandıramıyorum. Ama bu hissi bulmuşken tadını çıkarıyorum, acısıyla, tatlısıyla. Bomboşken bana bu hisleri yeniden yaşattın, teşekkür ederim. Bunun için kıymetini biliyorum, ömrümün sonuna kadar böyle hissetmek istiyorum. Keşke sen de beni sevsen, hiçbişi istemiyorum, sadece sevsen sarsan korusan... Yalnız olmak bazen huzurlu...