Ben bir adamı çok seviyorum. Yaralarıyla,acılarıyla, onu
mahveden kadına kalan sevgisiyle bile seviyorum. Tam da bunun için seviyorum
zaten. En ufak anlaşmazlıkta arkasından sallayan insafsız adamlardan değil.
Benim gibi, ağzına sıçılsa bile insanlığa olan inancı,saygısı kalmış,güveni
sabrı kalmasa bile. Onun beni istemeyeceğini bile bile sevdim, bundan sonra da
sevmesi imkansıza yakın olduğu halde sevmeye devam ediyorum. Zoru sevmek mi
benimkisi, ne zaman bu kadar yoğun bişi hissetsem karşımdaki bir o kadar uzak
oldu hep. Ona kaç defa sarılıp her şey geçti ,ben burdayım artık, kimse sana
zarar veremez, kal de kalayım,beni böyle sevsen ben bi dk gözümün önünden
ayırmazdım seni dememek için zor tuttum kendimi, ah bi bilse. Cesaret edemedim.
O kadar yakın ama o kadar uzaktı ki. Acılarında boğulurken sesi zor çıkıyordu
sanki. Böyle sevip böyle ihanete uğramak ruhuna işlemiş,izleri de bi süre daha
silinmeyecek belli. Denedim,yalan yok. Başkası beni sevse, öpse, dokunsa
değişir mi dedim. Denedim,yalan yok. Kelimelerinde onun ses tonunu,
dudaklarında onun yumuşaklığını,dokunuşunda onun sıcaklığını aradım. Bana dokunmasaydı
bile severdim onu. Çayına tomurcuk atışına, sigarayı nefes alır gibi
diyaframına çekişine, salamların üstüne mozeralla serpişine aşık oldum ben. Hikayesiyle,
insanlığıyla, sakinliğiyle, varlığıyla kalbime dokunmuş, bana dokunmasa da severdim.
Çok özledim. Özledim diyebildim ama çıkıp gidemiyorum yanına. Doğup büyüdüğüm
şehir bana yabancı, dar geliyor. Nasıl derim özledim görmem lazım seni. Diyemem
.Yüzündeki hüzne kıyamazken onu beni sevmeye nasıl zorlarım ki. Zorlamam, ama
ben bu yüreğimdekiyle şimdi ne yapıcam?
Yorumlar
Yorum Gönder